İTSO İhracat ve E-Ticaret Meslek Komitesi Başkanı Eyüp Selçuk Bozoklu, Exporter Daily'e yaptığı özel açıklamalarda ihracatçıların karşı karşıya olduğu küresel riskleri, İnegöl mobilya sektörünün yaşadığı pazar kayıplarını ve firmaların yeni dönemde izlemesi gereken stratejileri değerlendirdi.
Bozoklu, özellikle Orta Doğu'daki siyasi gerilimler, Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin'in agresif pazarlama politikalarının ihracatçıları zorladığını belirterek, "İhracatta desteğe ihtiyacımız var. Yeni pazarlara açılmalı, değişen tüketici alışkanlıklarına göre hareket etmeliyiz" dedi.
İTSO İhracat ve E-Ticaret Meslek Komitesi Başkanı Eyüp Selçuk Bozoklu, Exporter Daily'e verdiği özel röportajda 2026 yılı itibarıyla ihracatçıların karşı karşıya olduğu zorlukları ve sektörün geleceğine ilişkin beklentilerini anlattı. Küresel ticarette yaşanan değişimlerin İnegöl başta olmak üzere Türk ihracatçısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Bozoklu, özellikle Orta Doğu'daki siyasi ve ekonomik belirsizliklerin ihracat üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi.
İnegöl'ün yıllardır ağırlıklı olarak Orta Doğu pazarına çalıştığını hatırlatan Bozoklu, bölgedeki krizlerin sipariş iptallerine ve ticaretin yavaşlamasına neden olduğunu ifade etti. İstanbul Fuarı'nın sektör açısından başarılı geçtiğini ancak Amerika-İran geriliminin ardından alınan siparişlerin önemli bölümünün iptal edildiğini belirten Bozoklu, Rusya-Ukrayna savaşının da lojistik ve ticaret süreçlerinde ciddi sorunlar oluşturduğunu kaydetti.
Bozoklu ile gerçekleştirdiğimiz röportajın tamamı şu şekilde;
2026 YILI İTİBARİYLE İHRACATÇILARIN KARŞILAŞTIĞI EN BÜYÜK ZORLUKLAR SİZCE NELERDİR? FİRMALAR BU SÜREÇTE NASIL BİR YOL HARİTASI İZLEMELİ?
‘Orta Doğu İle Çalışmanın Bir Bedeli Var’
“Bu konuyu makro ve mikro olarak ayırmak zorundayız. Küresel manada büyük sıkıntılar var. İnegöl’ün yıllardır bir alışkanlığı var. Biz Orta Doğu ile çalışıyoruz. Bunun da büyük bedeli var. Orta Doğu’daki dengesizlikleri karşılamak zorunda kalıyorsunuz. İstanbul Fuarı gibi çok başarılı bir fuardan geçtik. Aşağı yukarı yüzde 80 fuardan memnun kaldı ama Amerika-İran süreci nedeniyle bu siparişlerin yüzde 60 iptal oldu. Gerçekleşmesi olası siparişler de gecikti. Bunun yanında Rusya-Ukrayna savaşı da bizi ciddi manada etkiledi. Orta Doğu’da yaşanan krizler bizi lojistik olarak da çok büyük sıkıntıya sokuyor. Savaş olan bölgelerde herkes kendini güvenceye almak istiyor ve parasını tutuyor. Mobilbya gibi lüks alım satımlara harcama yapmaz. Bu da bizim pazarımızda daralmaya neden oluyor. “
‘Arza Göre Talep Oluşturma Devri Bitti’
“Firmalara mikro manada ilk söyleyebileceğim ‘Arza göre talep oluşturma devri bitti’. Bunu çok samimi söylüyorum. Mobilyada herhangi bir sektörde ben bu ürünü bu ölçüde ve tasarımda yaptım, buna karşılık dünyada ve yur içi pazarda talep oluştururum devri bitti. Ürünleri doğru fiyat ve doğru tasarımlarla bölgelere göre sunmalıyız. Örnek veriyorum bugün Avrupa Birliği ile çalışacaksanız ona uygun masa, konsol, koltuk yapacaksınız. Tüketici alışkanlıkları çok farklılık gösteriyor. “
KÜRESEL TİCARETTE YAŞANAN DEĞİŞİMLER VE YENİ GÜMRÜK UYGULAMALARI TÜRK İHRACATÇISINI NASIL ETKİLİYOR? ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEME İLİŞKİN BEKLENTİLERİNİZ NELER?
‘Çin’in Agresif Pazarlama Stratejileri Bizi Olumsuz Etkiledi’
“Küresel ticarette yaşanan değişimler aslında 3 büyük bölgeye bağlı. Orta Asya, Avrupa Birliği ve Amerika. Mobilya sektörü bu üç büyük bölgenin konumlanmasına göre ciddi etkileniyor. Amerika Çin’e biliyorsunuz kapıları kapattı. Çin Amerika ile ticaret yapmak için çok yol denedi ama başaramadı. Burada Trump hükümetinin de etken olduğunu düşünüyorum. Kendi açılarından haklı oldukları yerler de var. Üretim açısından Çin’e çok bağlı kaldılar. Çin 600-700 milyar dolar çok ciddi seviyedeki ihracatını kaybedince dünyaya yöneldi. Agresif pazarlama yöntemleriyle pazarlarda etkin çalıştılar. Bu da bizi son 3 yıldır çok ciddi etkiledi. İpekyolu sistemi diye bir sistem kurdular. Eskiden bizim en büyük gücümüz olan lojistik gücümüzü zarara soktu. İhracatçıya ve firmalara destek olunması lazım. En basitinden yeşil pasaport desteği bile bizi artı yönde etkilemekte. İhracatın önü açılmalı. Bizim her bir firmamız çok değerli. Bu ülkeye bu şehre dolar getirmeye çalışıyorlar, emek veriyorlar. Biz gümrük giderleri, fuar destekleri gibi destekler bekliyoruz. Destek alabilirsek çok büyük krizler atlattık bunu da atlatabiliriz diye düşünüyorum. İnegöl’ün en büyük artısı krizlerden sonraki konjektörel durumlara ayak uydurabilmesi. Gerçekten ihracatta desteğe ihtiyacımız var. Amerika, Güney Amerika, Afrika gibi ülkelere yeni pazarlar açmamız da gerekiyor.”

LOJİSTİK, GÜMRÜK SÜREÇLERİ VE DİJİTALLEŞME ALANLARINDA SEKTÖRÜN GELİŞİMİ İÇİN ATILMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ ADIMLAR SİZCE NELERDİR?
‘Dünya Çapında Tanıtıma Daha Fazla Önem Vermeliyiz’
“Açıkçası lojistik konusu çok önemli bir konu. Çin lojistiğe çok önem veriyor. İş yürümediği zaman milyar dolarlar harcayıp ada yapabiliyor, limanları satın alabiliyor, lojistiği destekleyebiliyor. Bu bakımdan inanılmaz güçlüler. Dijital manada da en önemsediğim konu şehrimizin ve ülkemizin anlatılması. Ben halen daha dünya çapında mobilya bilinirlik oranımızın yüksek olduğunu düşünmüyorum. Çin’in tanıtım noktasında harcadığı bütçeler gerçekten çok büyük. Bizim bugün bu minvalde çalışmalar yapmamız gerekiyor. Firma sahiplerinin de bir tanıtım gücünün olduğunu düşünüyorum. Bizim yaptğımız en ufak bir hata sadece bizi bağlamıyor tüm şehri bağlıyor. Bir müşteriye mümkün olduğunca doğru hizmet sağlamalıyız. Avrupa’da büyük bir satın almacı ile tanıştım. Burada bir üretici bulmuş. Nasıl bulmuş bilmiyorum. 3 konteyner katar sipariş etmiş. Yapan arkadaş hiç bir şekilde sözünde durmamış. Geçen ay bu satın almacı ile telefonla görüşüp çalışalım dediğimde sanki bütün şehir ona yanlış yapmışçasına ‘Hayır ben bırakın İnegöl’ü Türkiye ile asla çalışmam Polonya ve Çin’e yöneleceğim’ dedi. Ben ne kadar ikna etmeye çalışsam da beyfendi kapıları kapattı. Bu olumsuz örnekten şuraya gelmek istiyorum. Firmalar yaptığı işler sadece firmaları değil tüm şehri ve ülkeyi bağlıyor. Bundan dolayı en doğru işi yapıp teslim etmeliyiz. İnegöl olarak büyük bir gücüz, birlik ve beraberlik içerisinde bu gücü doğru yönetmemiz gerekiyor.”