Schnitzer Makine Üretim Müdürü Zafer Yılmaz, Exporter Daily’e verdiği özel röportajda yerli üretim ile ileri teknolojiyi bir arada geliştirdiklerini, satış sonrası desteği stratejik öncelik olarak gördüklerini ve Türk mobilya sektörünün rekabet gücünü artırmaya odaklandıklarını vurguladı.

Schnitzer Makine Üretim Müdürü Zafer Yılmaz, üretim ve mühendislik süreçlerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, yerli üretim ile ileri teknolojinin birbirine alternatif değil, aksine birbirini tamamlayan unsurlar olduğuna dikkat çekerek, şirketin bu iki unsuru entegre bir şekilde yürüttüğünü ifade etti.
Türkiye’de üretim yapmanın sağladığı saha yakınlığının AR-GE süreçlerine büyük katkı sunduğunu belirten Yılmaz, kritik makine bileşenlerini kendi bünyelerinde geliştirdiklerini ve bu yapıyı uluslararası standartlardaki yazılım ve kontrol sistemleriyle desteklediklerini söyledi. Bu yaklaşımı “gövdesi yerli, beyni global standartlarda mühendislik” olarak tanımladı.
Schnitzer Makine Üretim Müdürü Yılmaz ile gerçekleştirdiğimiz röportajın tamamı şu şekilde;
SCHNİTZER MAKİNE OLARAK TASARIM VE ÜRETİM SÜRECİNDE ‘YERLİ ÜRETİM+İLERİ TEKNOLOJİ’ DENGESİNİ NASIL KURUYORSUNUZ?
‘Gövdesi Yerli, Beyni Global Standartlarda Bir Mühendislik Anlayışı’
“Bizim için yerli üretim ve ileri teknoloji birbirinin alternatifi değil, tam tersine birbirini besleyen iki temel yapı. Türkiye’de üretim yapmanın avantajı; sahaya, işletmelere ve ihtiyaçlara çok yakın olmamız. Bu yakınlık, AR-GE süreçlerimizi sürekli canlı tutuyor. Makine tasarımında tüm kritik komponentleri kendi bünyemizde geliştiriyor, uluslararası standartlarda yazılım ve kontrol teknolojileriyle birleştiriyoruz. Yani gövdesi yerli, beyni global standartlarda bir mühendislik anlayışı diyebiliriz. Her yeni modelde kullanıcı deneyimini, hassasiyet değerlerini ve enerji verimliliğini artırmayı hedefliyoruz.
İleri teknolojiyi ithal eden değil, kendi üretim kültürümüzün içine entegre eden bir marka olmak bizim için stratejik bir tercih.”

SATIŞ SONRASI DESTEK, BAKIM-SERVİS VE YEDEK PARÇA SÜRECİ SİZİN İÇİN NE KADAR ÖNCELİKLİ? ÖZELLİKLE YURTİÇİ VE YURTDIŞI MÜŞTERİLERİNİZ AÇISINDAN BU DESTEĞİ NASIL ORGANİZE EDİYORSUNUZ?
‘Bizim İçin Satış Sonrası Üretim Kadar Önemli’
“Satış sonrası destek bizim için makinenin üretimi kadar önemli. Çünkü müşterinin duruş yaşamaması, en büyük önceliğimiz. Yurtiçinde hızlı müdahale için bölgesel servis ekipleriyle çalışıyoruz ve yedek parça stoklarımızı sürekli güncelliyoruz.
Yurtdışında ise distribütörlerimizi düzenli olarak eğitiyor, gerektiğinde Türkiye’den uzaktan bağlantı veya hızlı ekip yönlendirmesi sağlıyoruz. Amacımız, makineyi satmak değil, kullanım ömrü boyunca müşterimizin yanında olmak.”


TÜRK MOBİLYA/AHŞAP İŞLEME SEKTÖRÜNÜN ULUSLARARASI REKABET GÜCÜNÜ ARTIRMAK İÇİN SİZİN MAKİNE PORTFÖYÜNÜZ VE AR-GE YAKLAŞIMINIZ NE GİBİ AVANTAJLAR SAĞLIYOR?
‘Her Yeni Modelde Verimlilik ve Dayanıklılığı Bir Adım Daha İleri Taşıyoruz’
“Türk mobilya ve ahşap işleme sektörünün rekabet gücünü artırmanın yolu, yüksek hassasiyet, hız ve stabilite sunan makineler üretmekten geçiyor.
Biz de AR-GE’mizi tamamen bu üç temel üzerine kurduk. Makine portföyümüz; daha düşük enerji tüketen, daha hızlı çevrim süresi sunan ve minimum tolerans hatasıyla çalışan sistemlerden oluşuyor. Bu da üreticinin hem kaliteyi yükseltmesine hem de uluslararası pazarlarda fiyat-performans avantajı yakalamasına imkân tanıyor. AR-GE ekibimiz sürekli sahadan veri topluyor; her yeni modelde verimlilik ve dayanıklılığı bir adım daha ileri taşıyoruz.
Amacımız sadece makine üretmek değil, sektörün küresel ölçekte rekabet eden bir üretim gücüne dönüşmesine katkı sağlamak.”
