Sultan Global Büyümesini, Sürdürülebilirlik ve Güçlü Marka İş Birlikleriyle Taşıyor
Mümtaz Enes Demiray, Sultan İçecek Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı, markanın global büyüme stratejisinden sürdürülebilirlik yaklaşımına ve sponsorluk iş birliklerine kadar Exporter Daily’e önemli açıklamalarda bulundu.
Uludağ’dan doğup bugün 40’tan fazla ülkeye ulaşan bir marka olarak, global büyüme stratejinizin temelinde hangi unsurlar yer alıyor?
“Biz büyümeyi yalnızca yeni pazarlara ürün göndermek olarak görmüyoruz. Bizim için asıl önemli olan; bulunduğumuz her pazarda sürdürülebilir bir güven ilişkisi kurabilmek. Sultan olarak yaklaşık 50 yılı aşkın üretim tecrübemizi, kalite standardımızı ve operasyonel disiplinimizi global büyümenin temel taşı olarak görüyoruz.
Bugün 40’tan fazla ülkeye ulaşabiliyorsak, bunun arkasında istikrarlı üretim yapımız, kaynak kalitemiz ve değişen tüketici beklentilerine hızlı adapte olabilmemiz var. Özellikle son yıllarda üretim teknolojilerine, tesis altyapımıza ve ürün çeşitliliğimize ciddi yatırımlar yaptık.
Premium segmentten günlük tüketime kadar farklı ihtiyaçlara cevap verebilen bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz.
Aynı zamanda ihracatı sadece ticari bir faaliyet değil, Türkiye’nin üretim gücünü temsil etme sorumluluğu olarak görüyoruz. Bu nedenle kısa vadeli büyümeden çok, uzun vadeli marka değeri oluşturmaya odaklanıyoruz.”

Sürdürülebilirlik kapsamında geliştirdiğiniz geri dönüştürülebilir ‘eco bottle’ gibi çözümler, marka vizyonunuza ve tüketici algısına nasıl katkı sağlıyor?
“Sürdürülebilirlik artık markalar için bir tercih değil, temel bir sorumluluk alanı.
Biz de Sultan olarak üretimin her aşamasında bu bilinçle hareket etmeye çalışıyoruz.
Eco bottle yaklaşımımızın temelinde; daha çevreci, daha verimli ve geri dönüşüm süreçlerine daha uyumlu ambalaj çözümleri geliştirmek yer alıyor. Burada bizim için önemli olan yalnızca teknik dönüşüm değil, aynı zamanda tüketicide farkındalık oluşturabilmek.
Yeni nesil tüketici artık sadece ürünün kalitesine değil, markanın çevreye ve geleceğe nasıl yaklaştığına da dikkat ediyor. Bu nedenle sürdürülebilirliği iletişimde kullanılan bir söylemden ziyade, üretim kültürümüzün doğal bir parçası haline getirmeyi önemsiyoruz.
Önümüzdeki dönemde de hem üretim teknolojilerimizde hem ambalaj çözümlerimizde çevresel etkileri azaltacak yatırımlara devam edeceğiz.”

Galatasaray ile gerçekleştirdiğiniz sponsorluk iş birliğinin marka bilinirliği ve iletişimi açısından etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Galatasaray iş birliği bizim için klasik bir sponsorluk çalışmasının ötesinde, güçlü bir marka iletişimi fırsatı oldu.
Türkiye’nin en büyük spor kulüplerinden biriyle aynı çatı altında yer almak, markamızın görünürlüğünü artırırken aynı zamanda daha geniş kitlelerle duygusal bir bağ kurmamıza da katkı sağladı.
Özellikle ‘Florya’nın Suyu’ projesiyle tüketicinin gündelik hayatında daha organik bir temas noktası oluşturduk. Burada önemli olan sadece logoların yan yana gelmesi değil; aidiyet hissi oluşturabilmekti.
Sporun birleştirici gücüne inanıyoruz. Bu tarz iş birliklerinin markalara yalnızca ticari değil, kültürel ve iletişimsel anlamda da önemli katkılar sunduğunu düşünüyoruz.”
