Saloni Mobilya CEO’su Haluk Özbek, Exporter Daily’e özel verdiği röportajda Türk mobilya sektörünün ihracat potansiyelinden küresel rekabete, üretim fazlasından markalaşmaya kadar birçok önemli konuda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Türk mobilya sektörünün mevcut durumunu değerlendiren Özbek, küresel gelişmelere rağmen Türkiye’nin önemli bir fırsat yakalayabileceğini belirtti.
Sektördeki en büyük sorunlardan birinin arz fazlası olduğuna dikkat çeken Özbek, doğru ürün ve stratejinin önemine vurgu yaptı.
Haluk Özbek’in Exporter Daily özel röportajının tamamı şu şekilde;
TÜRK MOBİLYA SEKTÖRÜNÜN İHRACAT POTANSİYELİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
SALONİ OLARAK ULUSLARARASI PAZARLARDA REKABET GÜCÜNÜZÜ ARTIRMAK ADINA HANGİ STRATEJİLERE ODAKLANIYORSUNUZ?
‘Doğru işler yaparsak Türkiye’nin ihracat potansiyeli artar’
“Bu soruya doğru cevaplar aranması gereken bir dönemdeyiz. Ülkemizin yeni konjonktürel gelişmelerle beraber (Örneğin, Amerika’daki gümrük duvarlarının yeniden şekilenmesi, Çin’deki agrasif ihracat politikaları gibi..) halen daha büyük bir şansı var. Bu potansiyelin değerlendirilmesi için halletmemiz gereken ödevler de var. Doğru işler yaparsak Türkiye’nin mobilya ihracatındaki potansiyeli kesinlikle artarat devam edecektir diye düşünüyorum.”

DEĞİŞEN EKONOMİK DİNAMİKLER VE TÜKETİCİ BEKLENTİLERİ DOĞRULTUSUNDA MOBİLYA SEKTÖRÜNÜ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
‘Fazla üretim söz konusu’
“Öncelikle hepimiz şunu kabul etmeliyiz; Dünyanın hemen hemen her yerinde ve bütün endüstrilerde kolay üretmekten kaynaklanan, üretim altyapılarının kolay kurulmasından kaynaklanan fazla üretimler söz konusu. Yani bakınca dünyadaki mobilya talebi aynı ama arz edilen mobilya tarafında büyük fazlalık oluştu.
Bu fazlalığın önemli bir kısmını, mevcut ekonomik düzenler kesinlikle kabul etmeyecektir. Dünyanın gerçekten talep ettiği doğru ürün, doğru hizmet, doğru fiyat, doğru kaliteyi yakalayan ülkeler ve şirketler hayatına devam edecek. Biz de kendi şirketimizde bununla ilgili çok önemli tedbirler alıyoruz.
Özellikle Avrupa’da mobilya anlamında üretim maliyetlerinin artması Türkiye’nin işini kolaylaştıracaktır. Bu kolaylık sadece ürün satmakla değil, Avrupalı üretcilerle iş birliği geliştirmeliyiz.
Son dönemde Türkiye’de gümrük birliğinde olmamız nedeniyle tanınan Made In Europe kaşesi bizim çok çok işimize yarayacak.
Ortadoğu’da özellikle bugünlerde devam eden savaşın çok uzun sürmeyeceğini düşünüyoruz.
Bu savaştan kaynaklanan maliyet artışlarının da önümüzdeki 3-4 aylık süreçte sönümlenerek daha mantıklı seviyelerde stabil kalacağını beklemekteyiz. İnşallah ülkemiz ve dünyamız adına her şey daha güzel olsun.
Türkiye’nin ve dünyanın gereksiz üretim konusunu masaya yatırması gerekiyor. Üreticiler mevcut iş kayıplarının bazen ekonomik süreçlerden kaynaklandığını zannediyorlar. Bu bakış açısı geleceğe yönelik daha vizyoner ve doğru hesap yapmayı engelliyor bu bakış açısı.
Yani beklenti şu ‘kriz bitecek, enflasyon düşecek ve biz tekrardan iş yapacağız.’
Hayır yine iş yapamayanlar yine iş yapamayacak. Biz markamızı tam da bu günlere hazırlıyoruz aslında. Çünkü o üretim fazlası o gün de devam edecek. Çılgın bir talep oluşmuyacak ama işini iyi yapan şirketler için çok iyi bir gelecek görüyoruz.”
BAYİ VE İŞ ORTAKLARIYLA KURDUĞUNUZ GÜÇLÜ AĞIN, ÖZELLİKLE İHRACAT VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME HEDEFLERİNİZDE NASIL BİR ROLÜ VAR?
ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE BU YAPIYI NASIL GELİŞTİRMEYİ PLANLIYORSUNUZ?
‘Markalaşma çalışmalarımızı üst seviyelere çıkaracağız’
“Biz SALONİ olarak 3 temel konuda çok önemli yatırımlar yaptık.
Bunlar;
1) Üretim altyapıları ve üretim ölçeği.
2) Koleksiyon ve koleksiyonumuzun doğru şekilde anlatılması.
3) En önemlisi ise satış altyapısının hazırlanması.
Hem Türkiye’de hem dünyada 100’ün üzerinde kurumsal mağazamız var. Burada milyarlarca liralık yatırımımız oldu.
Üretim altyapısı ve ölçekle ilgili iki yıldır kullandığımız dijitalleşme, yazılım altyapımızın güçlendirilmesi, bayilerimizle ve üretim alanlarımızla tam entegrasyon kurmamızı da sağladı.
Şimdi marka olarak bu 3 temel yatırımdan sonra en önemli üzerinde durduğumuz konular;
Markalaşmanın daha ileriye taşınması, algının güçlendirilmesi ve hedeflediğimiz orta lüks sekmentte ölçekli ve güçlü bir üretici olmak. Hedefimiz bu yönde. Geçen yıl yaklaşık 20 milyon dolara yakın bir yatırımımız olmuştu satış altyapımıza. Bu yıl yine bu seviyelerde bir yatırımımız olacak inşallah.
Markalaşma çalışmalarını daha üst seviyelere çıkaracağız. Bu yıl Turquality programına alındık. Bu Ticaret Bakanlığının bir marka destek programı. 14-15 markadan bir tanesiyiz. İnşallah bunun da bir faydasını göreceğiz. Önümüzdeki yıllarda da 5 yıllık planımızda 50 milyon dolarlık bir ihracata yaklaşmayı hedefliyoruz.”
“Son olarak eklemek istediğim bir diğer husus ise, her firma kendi bünyesinde analizler yapıp, kendi üzerlerine düşenleri yapmaları gerekiyor. Evet bizler tek başımıza dünyanın büyük kaderini değiştiremeyiz ama etkileyebiliriz. Biz üzerimize düşeni doğru yapmalıyız.
Bizim kendi sektörümüzde de diğer sektörlerde de markalaşma, değer yaratma, daha inovatif hareket etme gibi konulara özen gösterilmeli. Daha kaliteli ve sorunsuz ürünler üretip, alışverişteki bedeli hak etmeyi hedeflemeli tüm firmalar.
Çok dramatik bir ümitsizlik görüyorum piyasada.
Bu kadar ümitsiz olmaya gerek yok. Bu tarz krizlerin giderileceği ortamlar oluşacaktır.
O günlere şirketlerin hazır olması gerektiğini düşünüyorum.”
